🔊

Enerji Tasarrufu İpuçları

Kişisel enerji kontrolü

Evlerde büyük bir masraf ve çabaya gerek kalmaksızın büyük miktarda enerji tasarruf edilebilir. Er ya da geç, bu tasarruf da enerji maliyetlerini önemli ölçüde azaltacaktır. İşte birkaç püf noktası:

 

Kazanlar: Modern kazanlar eski kazanlardan yüzde 40’a varan oranda daha az enerji harcar.

 

Kalorifer boruları: Isı kazan ile radyatör arasında görece uzun bir yol kat etmek zorundadır. Suyun soğumaması için bu boruların yalıtılması önemlidir.

 

Radyatörler: Radyatör bir oyuk içine monte edilmişse, arkasındaki ince duvardan büyük miktarda ısı kaybedilebilir. Bu duvarın yalıtılması gerekir. Radyatörler perdelerin arkasına gizlenmemelidir; perdeler ısı emisyonunu düşürür. Her zaman termostatlı vanalar kullanılmalıdır.

 

Oda sıcaklığı: Bir termostat vanasındaki 3 düzeyi, yaklaşık olarak, oturma ve çalışma alanları için yeterli olan 20 dereceye karşılık gelir. Mutfak 18 dereceye, yatak odaları 17 dereceye, hol veya koridor da 15 dereceye ısıtılmalıdır. Oda sıcaklığının yalnızca 1 derece düşürülmesi bile ısıtma enerjisi tüketimini %6 oranında azaltır.

 

Geceleri sıcaklığın düşürülmesi: Oda sıcaklığı geceleri en az %5 oranında düşürülmelidir. Panjurlar ve perdeler kapatılarak gereksiz ısı kaybı önlenebilir.

 

Isı sayacını doğru kullanmak:

Daire girişlerinde  ısı sayacı veya peteklerde payölçer takılı ise kullandığımız enerji kadar ödeyeceğimiz bir sistem var demektir. Bu şekilde komşularımız nasılsa ben ödemiyorum diyerek fazla ısıyı boşa harcamayacaklardır. Eğer termostatik radyatör vanasını doğru kullanırsak konforumuzdan taviz vermeden tasarruflu ısınabiliriz. Aynı sistem sıcaksu paylaşımı içinde geçerlidir. Bu sistem aynı zamanda kanuni zorunluluktur..

(2007 yılında yürürlüğe giren Enerji Verimliliği Kanunu ve 2008 yılındaki yönetmelik ile ısı kontrol ve paylaşım sistemlerinin kullanımı zorunlu hale getirildi. Merkezi ısıtma sistemine sahip binalarda, merkezi veya lokal ısı veya sıcaklık kontrol cihazları ile ısınma maliyetlerinin ısı kullanım miktarına bağlı olarak paylaşımını sağlayan sistemler kullanılır. Buna aykırı olarak hazırlanan projeler ilgili mercilerce onaylanmaz.

(Enerji Verimliliği Kanunu, Kanun No: 5627 Madde 7 / (1) – c , yayınlanma tarihi 02.05.2007)

Tüketilen enerjiyi sınırlandırabilmek için merkezi ısıtma sistemi kullanılan binalarda TS EN 215’e uygun termostatik radyatör vanası kullanılır.

(Merkezi Isıtma ve Sıhhi Sıcak Su Giderlerinin Paylaştırılmasına İlişkin Yönetmelik, Madde 5-(1) / Yayınlanma tarihi: 14.04.2008)

Merkezi sistemlerle ısıtma yapılan bağımsız bölümlerdeki mahal sıcaklıklarının asgari 15 °C olacak şekilde ayarlanır.

(Merkezi Isıtma ve Sıhhi Sıcak Su Giderlerinin Paylaştırılmasına İlişkin Yönetmelik, Madde 5-(1) / Yayınlanma tarihi: 14.04.2008)Madde 8 – (1)  )
 Sirkülasyon Pompasını nedir.?
Sİrkülasyon pompaları kazandan çıkan ısınma suyunun tüm radyatörlere ulaşması için devir daimi sağlayan elektrikli motorlardır.

 

TRV (Termostatik Radyatör Vanası) kullanmak:
TRV radyatöre takılan bir vana ve üzerine takılan bir termostattan oluşur. Termostat üzerinde bulunan skala ile istenilen oda sıcaklığı ayarlanır.  İstenilen oda sıcaklığına ulaşıldığında termostat vanaya bağlı olan pimi iterek vanayı kısar. Oda sıcaklığı istenilen değerin altına düştüğünde pim geri çekilerek vanadan su geçişine izin verilir. Böylece tesisatta TRV kullanılarak enerji verimliliği sağlanmış olacaktır.

Sistemde TRV Bulunmuyorsa Sirkülasyon Pompasının Durumu Ne Olur?
Isıtma sistemlerinde TRV kullanılmadığında sirkülasyon pompasının gücü tüm vanaların açık olma ihtimaline göre hesaplanır. Sistemdeki vanaların az bir kısmı kapandığında sistem herhangi bir zarar görmeyecektir. Ancak tüm vanalar  kapatılacaksa basınç çok yükselecek ve sirkülasyon pompasına ya da tesisata zarar verecektir.

Sistemde TRV Kullanılıyorsa Sirkülasyon Pompasının Durumu Ne Olur?
TRV’lerde bulunan termostatlar basınç ile açma ya da kısma işlemi yaparlar. Sistemde TRV kullanıldığında, tüm vanalar kapandığında yükselen hat basıncı termomstatın itme basıncından büyük olacağından vanalar açılacaktır. Dolayısıyla basınç dengelenecek sistem ya da pompa zarar görmeyecektir.

Frekans Kontrollü Pompa Ne Amaçla kullanılır:
Frekans kontrollü pompalar sistemden dönen suyun basıncı ile sisteme gönderilen suyun basınç farkına göre çalışır. Sistem basıncı düştüğünde devir sayısını azaltarak, sisteme düşük basınçta su gönderir. Sistem basıncı yetersiz kalırsa da devir sayısını arttırarak daha yüksek basınçta su gönderir.

Frekans Kontrollü Pompa Kullanılırsa TRV’ler Nasıl Çalışır?
Frekans kontrollü pompa ile sistem basıncı gereken düzeyde olacağından TRV’ler maksimum verimde çalışacaktır. Dolayısıyla enerji verimliliğine katkı sağlayacaktır.

 

Bekleme modu (stand-by):Sürekli bekleme modunda bırakılan aygıtlar (televizyon, bilgisayar, video, vb.) sürekli elektrik tüketirler. Bekleme kayıplarının ortadan kaldırılması yıllık elektrik faturanızda 150 TL’ye varan bir hafifleme sağlayabilir.

 

Elektrik prizleri: Hiçbir aygıt açık olmasa bile, güç besleme birimleri ve doldurucular sürekli olarak elektrik tüketirler. Bu nedenle: fişi çekin veya anahtarlı uzatma kablosu kullanın.

 

Ampuller: Uzun süre yanık kalan ampullerin enerji tasarruflu lambalarla değiştirilmesi gerekir. Bu lambalar normal bir ampulden %80 daha enerji harcamakta ve on kat daha uzun dayanmaktadır.

 

Kaynar suda yıkama: Maksimum sıcaklıkta suyla çamaşır yıkamayın. Günümüzde deterjanların temizleme gücü, çamaşırların 60 derecede gayet temiz yıkanmasını sağlayabilecek düzeydedir. Renkli çamaşırlar için 30-40 derece oldukça yeterli bir sıcaklıktır.

 

Yeni bir alet satın alırken: A Sınıfından yüksek bir alet almayın. Buzdolabı veya derin dondurucu alırken A+ veya A++ ürünleri tercih edin. Bunlar A Sınıfı bir aletten %33-40 oranında daha az enerji kullanırlar.

 

Pişirme: Tencerenin kapağını kapalı tutmak enerji tüketimini %25’e varan oranda düşürür. Elektrikli ocaklar ve fırınlar ısılarını bir süre korurlar, bu nedenle erken kapatılmalı ve bu artık ısılarından yararlanılmalıdır.

 

 

Soğuk mevsim: Küçük hileler elektrikten tasarruf etmenize yardımcı olur

 

Birçok evde, sıcaklığın düşmesiyle birlikte bütçe dengesi de bozulmaya başlar. Dışarıdaki soğuk hava için yapılabilecek pek bir şey yoktur, ama yüksek ısıtma maliyetleri aşağı çekilebilir.

 

 

Pencereleri aralık bırakmayın

 

Odayı havalandırırken, pencereleri kısa bir süre için ama ardına kadar açın (şok havalandırma). Aralanmış halde bırakılan pencereler iyi bir havalandırma sağlamaz ve tam bir enerji savurganlığına neden olur.

 

 

Radyatörleri özgür bırakın

 

Radyatörler perdelerin arkasına saklanmamalıdır. Gizli radyatörler de enerjinin verimli kullanılmasını önler. Örtünün arkasındaki hava ısınır ama odaya giremez.

 

 

Isıyı yansıtın

 

Radyatör ile duvar arasına alüminyum folyo yerleştirmek göze hoş gelmeyebilir, ama büyük enerji tasarrufu sağlar. Folyo, radyatörün arkasındaki ısıyı odanın içine yansıtır.

 

Sıcaklığı her oda için en doğru değere ayarlayın 

 

Bazı kişiler için 19 derece çok sıcakken, bazıları 24 derecede bile donabilirler. Objektif bir bakış açısıyla, 22 derece, oturma odaları için ideal sıcaklıktır. Yatak odaları, salon veya tuvalet için 19 derece yeterlidir. Bu değerlerin üzerine eklenecek her derece, enerji maliyetini %5-6 oranında artırır. Lütfen unutmayın: Kenarlarından hava sızdıran kapı ve pencereler de masraf kaynağıdır!

 

 

Panjurlar ısının korunmasına yardımcı olur

 

Güneş battıktan sonra panjurlarınızı kapayın. Bu, pencerelerden gerçekleşen ısı kaybını azaltacaktır.

Evimizde yada işyerimizde  otomasyon bize nasıl tasarruf ettirebilir.?

Bu konuda teknolojinin nimetlerinden yararlanmak bize birçok şekilde tasarruf sağlayabilir.

Örneğin;

İşyerinizdeki klimaların çalışma şekillerini siz düzenleyebilirsiniz. Gereksiz  çalışmamasını sağlayabilirsiniz.

Bunu bir kez yaptığınızda ömür boyu tasarruf sağlayacaktır. Teknolojik olarak nerede olursanız olun istediğiniz senaryoyu cep telefonundan bile kontrol ederek hem konforu hemde tasarrufu sağlayabilirsiniz. Devamını oku…

 

Bir cihaz, tamir parasına ne zaman değer?

Kural olarak, elektrikli aletler uzun bir ömre sahiptir. Büyük aletler genellikle on ilâ on iki yıl arasında verimli bir hizmet ömrü sunarlar; küçükler içinse bu süre biraz daha kısadır. Çamaşır yıkama ya da kurutma makineniz normal ömrünü doldurmadan arızalanacak olursa umutsuzluğa kapılmanız gerekmez.

 

Kural bir: Aletin fişini çekin ve kullanma kılavuzuna bakın. Aksaklık genellikle küçük bir şeyden kaynaklanıyordur.

Sorun kullanma kılavuzuna bakılarak çözülemiyorsa, hasar ciddi olabilir. Bu noktada bir uzmanı çağırmak gerekir. Uzman, onarılması pek de ucuza mal olmayacak bir hasar saptarsa, şu kararın verilmesi gerekecektir: onarım mı yoksa yeni bir alet satın almak mı?

 

500 TL’yi aşıyorsa tamir doğru karar mı.?

Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı ya da derin dondurucu gibi büyük aletler (özellikle eski olanlar) söz konusu ise, onarımın, maliyetine katlanmaya değmesi için 500 TL’yi aşmaması gerekir. Maliyet daha yüksekse, özellikle başka avantajları da olacağından, yeni bir alet satın alınması düşünülmelidir.

 

Bu durumda, yenisini almanın getireceği fark edilebilir olumlu sonuçlardan biri, bu yeni aletin büyük olasılıkla daha az enerji tüketecek olmasıdır. Eski modellere göre yüzde 40’a varan oranlarda tasarruf olasılığı söz konusudur.

 

Mikser, ütü, elektrikli ekmek bıçağı gibi daha küçük aletler için onarım pek önerilmez, çünkü bunun için harcanacak emek kesinlikle çok fazladır ve yeni bir aleti satın alma maliyetiyle orantılı değildir.

 

Eski elektrikli aletleri kullanırken dikkatli olmalı

Gün geçmiyor ki eski veya kötü döşenmiş elektrik devreleri yüzünden yangın çıktığı duyulmasın. Özellikle eski evlerde devreler çoğu kez, ciddi tehlikeler taşıyacak derecede ihmal edilmiş durumda. Uzmanlar bu nedenle tüm elektrikli aletlerin ve tesisatların on yılda bir “checkup”tan geçirilmesini salık veriyorlar.

 

Sigortalar hasarı önler

Evdeki elektrikli aletlerin önemli bir kısmı aynı anda çalıştırıldığında bazen elektrik kesilebilir. Bu gibi durumlarda ne olduğunu anlamak için öncelikle sigorta kutusuna bir göz atmak gerekir. Muhtemelen, sigortalardan biri atmış ve elektriği kesmiş olabilir.

 

Büyük olasılıkla, ya devrelerden biri aşırı yüklenmiştir ya da aletlerden biri bozuktur. Ancak kesin olan bir şey vardır: Sigorta elektriği hemen kesmeseydi, sonuçta elektrikli aletlerde ciddi bir hasar oluşacak – hatta yangın çıkacaktı.

 

İyi bir dağıtım çok önemli

Müstakil bir eve ya da bir apartman dairesine birden çok elektrik devresi döşenmesi, devrelere binen yükün olabildiğince eşit dağıtılmasını sağlar. Böylece, bir devre tüm odalardaki lamba ve prizleri beslerken, diğer bir devre, soba, çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi gibi yüksek güç tüketen büyük aletlerle (her aletin bağlanmış yük değerinin 2.000 wattın üzerinde olması kaydıyla) ilgilenir.

 

Kural olarak, bir güç devresi toplam 3.680 watt düzeyinde bir elektrik gücüne dayanabilir. Uzmanlar, değeri hesaplamak için bir formül kullanırlar: Önce, amper (A) cinsinden ölçülen akımı belirlerler: 10 A ya da 16 A. Bu değer, 230 voltluk (V) olağan ev şebeke gerilimiyle çarpılır. Sonuç maksimum elektrik gücünü verir: Örneğin: 16 amper x 230 volt, her elektrik devresi başına 3.680 watta eşittir.

 

Kahvaltı yapmak bile devrenin aşırı yüklenmesine neden olabilir

Bu arada, 3.680 watt değerine, yarı büyüklükte bir kahvaltı hazırlarken bile ulaşılabilir. Ekmek kızartıcıları ortalama 900 watt’a çalışmaktadır. Yumurta makinesi, buzdolabı ve meyve preslerinin aynı anda çalışmaları durumunda çekilecek güç buna yakın bir değere çıkabilir. Yüksek performanslı bir elektrikli su ısıtıcısı 1.900 watt’a kadar bir güç düzeyine erişmektedir. Her aletin üzerindeki bilgi etiketinde, bağlanmış yük değeri belirtilmiştir.

 

Her elektrik devresi, elektrik akımını koruyan bir sigorta ile donatılmıştır. Ek bir standart, toprak kaçak akımı devre kesicileri (GFI) olarak bilinen çok duyarlı aygıtların kullanılması olabilir. En küçük bir yalıtım kaçağında bile bu aygıtlar devreyi keserek, olabilecek en yüksek korumayı sağlarlar.

 

Normal durumlarda, atmış bir otomatik sigortanın anahtarını kendinizin açmasında bir tehlike yoktur; ancak, mühürlü ana sigorta hasar görmüşse elektrikçi çağırmanız gerekir.

 

Çok yeni teknolojiler ile elektriği nasıl depolayabiliriz.?

Hidroelektrik santralları, güneş santralları ve rüzgâr çiftliklerinin hepsinin bir ortak yönü vardır: hava koşulları elverişli olduğunda enerji sağlarlar – kendilerinden ne beklendiğiyle ilgilenmezler. Bu nedenle, enerjinin depolanması, onu üretmek kadar önemlidir.

 

Fosil yakıt kaynakları gittikçe azalırken, pahalılaşırken ve ekolojik olmaktan uzaklaşırken enerji tüketimi sürekli artıyor. Bu nedenle, geleceğin enerji karışımı için, hidroelektriğe ek olarak, yenilenebilir enerjiler her geçen gün daha büyük önem kazanmakta. Burada aşılması gereken başlıca sorun, güneş ve rüzgâr gücünden enerji üretiminin hava koşullarına bağlı olduğu ve ancak minimal bir ölçüde planlanabildiği gerçeğidir. Aksaksız bir enerji temininin garanti edilebilmesi, bu nedenle, yüksek performanslı depolama teknolojilerini gerektirecektir. En küçük ölçekli enerji sistemleri olan piller, ya da, daha doğru bir deyişle, doldurulabilir piller, ulaşabilecekleri en üst teknoloji düzeyine çoktan ulaşmış durumda; daha büyük elektrik miktarları için, mevcut teknolojiler gittikçe daha iyileştirilmekte ve yeni teknolojiler test edilmekte.

 

Rezervuarlar ve basınçlı hava depolama sistemleri

Avusturya’da enerji fazlası genellikle, depolama amaçlı pompalı enerji santrallarında depolanır. Buralarda, pompalanan su yüksek kotlu rezervuarlara gönderilir; enerji üretmek için, gereken miktarda su yamaçtan türbinlere akıtılır. Ani akım gerektiğinde hızla başvurulabilecek enerjiyi saklamanın diğer bir yolu da depolama amaçlı basınçlı havalı enerji santrallarıdır. Elektrik fazlası varsa, bir kompresör yardımıyla bir yeraltı mağarasının içine hava basılır. Enerji talebi arttığında, depolanan bu basınçlı hava, bir jeneratörü çalıştıran gaz türbinine gönderilir. Ancak, basınçlı havalı enerji santrallarında enerji üretimi görece karmaşık bir iştir; bugüne kadar tüm dünyada kurulmuş yalnızca iki sistem vardır. İlki 1978 yılında Almanya Huntorf’ta, ikincisi ise 1990’ların başında, ABD’nin Alabama eyaletinde hizmete girmiştir. Son birkaç aydır, Fraunhofer Enstitüsü’ndeki bilimciler, basınçlı havalı depolama prosedürünü basitleştirmek için çalışmaktalar. Araştırma projesinin hedefi, performans dalgalanmalarını dengelemek için doğrudan doğruya rüzgâr çiftlikleri tarafından kullanılabilecek olan dağınık minyatür basınçlı hava depolama sistemlerinin oluşturulmasıdır.

 

Tuhaf çözüm yaklaşımları

Yenilenebilir enerji kaynakları için optimum depolama teknolojileri araştırılırken, ilk bakışta tuhaf görünebilen bazı çözümler ortaya çıkmış bulunuyor. Örneğin, Kaliforniya şirketi SolarReserve, güneş enerjisini tuz kullanarak depolamak için bir prosedür geliştirmiş durumda. Dev reflektörlerden yansıyan güneş ışığı tuzu eritir; oluşan tuzlu çözelti, yalıtılmış bir tank içinde depolanır ve gerektiğinde bir ısı değiştiricisinin (ısı eşanjörü) içine pompalanır. Isı değiştiricisi de su buharı ile bir türbini çalıştırmak suretiyle elektrik üretir.

 

Yakın gelecekte pazarda daha birçok farklı enerji depolama olanağının da birbiri ardına ortaya çıkacağını ve kendine yer edineceğini rahatlıkla bekleyebiliriz.

 

Pil performansının korunması

İnternet’te gezinme, metin mesajları gönderme ve telefonlaşma: birçok kullanıcı için cep telefonu ve defter tipi bilgisayarlar yanlarından ayıramayacakları arkadaşları haline gelmiştir. O yüzden, bu ne iş olsa yapan çoklu ortam bücürlerinin, en gerekli oldukları anda sıfırı tüketmeleri gerçekten can sıkar.

 

Doldurulabilir bir pilin performans kapasitesi için en önemli nokta, doğru kullanılmasıdır. Bu piller aşırı soğuk ve sıcaktan korunmalıdır. Cep telefonunuzu ya da defter tipi bilgisayarınızı bir kış gecesinde sabaha kadar aracınızın içinde bırakırsanız, doldurulabilir pilin zarar görmesine neden olan “soğuk ısırmaları” oluşabilir.

 

Yaz aylarında ise şunu unutmayın: 50°C ve üzerindeki sıcaklıklar doldurulabilir pilin ana malzemesi üzerinde kalıcı hasara yol açar. Çıplak güneş ışığına maruz kalan veya park etmiş bir araç içinde bırakılan cep telefonları ve defter bilgisayarlar hızla bu sıcaklığa kadar ısınabilmektedir. Kış aylarında, cep telefonunuzun vücut ısınızdan yararlanmasına, defter bilgisayarınızın ise radyatörlerden gelen ısıya doğrudan maruz kalmamasına dikkat etmelisiniz.

 

Doldurma: Bu kadar basit

Boşalan pilleri gerektiği gibi doldurursanız, günümüzde en yaygın teknoloji olan lityum iyon bir pilin kapasitesini önemli ölçüde artırabilirsiniz. Eski modellerin, ekranda pilin dolduğu bilgisi çıktıktan sonra bir veya iki saat daha prize “takılı” bırakılması gerekir. Birçok eski cep telefonu ve dizüstü bilgisayar, gerçekte yalnızca üçte ikisi dolmuş olduğu halde pillerinin tam olarak dolduğunu “düşünür”. Ancak, pilin doldurulmadan önce mümkün olabilen en geniş ölçüde boşalmasının beklenmesi gerektiği de yaygın bir yanılgıdır.

 

Pilin bu şekilde boşalmasının beklenmesi yalnızca ilk birkaç doldurma işlemi için salık verilir. Daha sonra, pilinizi %40’ın altına düşecek kadar boşaltmaktan bile kaçınmanız gerekir, çünkü bu durum, elektrotlarda geri döndürülemez reaksiyonlar başlatarak kalıcı kapasite kayıplarına yol açabilir. Birçok kişinin bilmediği şey şudur: Cep telefonları veya dizüstü bilgisayarlar uzun süre kullanılmadığında, örneğin yolculuğa çıktığınızda, pilin yarı dolu olması gerekir. Aksi halde, pil kapasitesi üzerinde kalıcı olumsuz etkiler doğurabilen “aşırı boşalma” gerçekleşebilir. Aygıtı yeniden kullanmadan önce pili tamamen doldurduğunuzdan emin olun.

 

Masaüstü bilgisayar olarak kullanılan dizüstü bilgisayarlar

Dizüstü bilgisayarınızı bir masaüstü bilgisayar olarak kullanmak eğilimindeyseniz bunu, pil, şebekeye bağlı olmadan yapmalısınız. İdeal yöntem, pilin tamamen doldurulması, sonra aygıttan çıkarılarak serin bir yerde saklanmasıdır. Defter bilgisayarın, pili sürekli şebekeye bağlı olarak kullanılması pilin kapasitesini düşürecektir. Pili her zaman %100 dolu durumda tutmak yük ve performans kapasitesini zayıflatır.

 

Doldurulabilir piller yerine minyatür enerji santralları

Yakıt hücrelerinde, hidrojen, elektriğe çevrilir. Bu teknoloji her ne kadar geniş bir potansiyele sahipse de bugün için hâlâ başlangıç sorunlarıyla uğraşmakta.

 

“Şirket yakıt hücreleri alanında büyük bir gelişme olduğunu açıkladı.” Yıllardır uluslararası haber ajansları devamlı şekilde bunun gibi rahatlatıcı duyurular yayımlıyor. Geçtiğimiz aylarda, kendileri için yakıt hücreleri konusunda “büyük gelişmenin” yaşandığını ileri sürenler özellikle otomotiv endüstrisi ile, cep telefonu ve dizüstü bilgisayar üreticileri olmuştu. Yakıt hücrelerinin bir enerji kaynağı olarak yayılma hızının hâlâ görece çok düşük olması bir dizi farklı nedene bağlanabilir. Ve bu durum yakında değişebilecek.

 

Yaklaşık 20 yıldır, pek çok otomobil firması benzin ya da mazot yerine hidrojen kullanan otomobiller geliştirmeye yönelik bir takım yatırımlar yapıyor. Motor kaputunun altındaki yakıt hücrelerinde hidrojen elektriğe çevrilmekte, bu elektrik de aracın elektrik motorunu beslemekte. Ancak, hâlâ çözülmesi gereken bazı sorunlar bulunuyor, örneğin ısı çıkışı. Çevre dostu ve hesaplı bir üretimde tüm yakıt hücresi uygulamalarını etkileyen diğer çözülememiş sorunların ve hidrojenin taşınması ve depolanması konusundaki güçlüklerin aşılması gerekiyor.

 

Buna rağmen, sınırlı sayıda olsa bile, bir dizi yakıt hücreli otomobilin şimdiden seri üretimi başlamış bulunmakta. Ancak, kitlesel kullanımı kolaylaştırmak için, geniş bir alana yayılmış hidrojen dolum istasyonlarının kurulması gerekmekte. Dizüstü bilgisayarlar, cep telefonları veya video kameralarında doldurulabilir pillere alternatif olabilecek yakıt hücreleri bu noktada daha uygulanabilir görünüyor. Avantajlar arasında daha uzun çalışma süreleri, dahası, metanolle yapılacak bir “doldurma” işleminin elektrik prizlerinden uzak yerlerde bile olanaklı olması sayılabilir.

 

Bu arada, yakıt hücresi 1839 yılında, Gallerli fizikçi Sir William Robert Grove tarafından icat edildi. Grove, suyun hidrojen ve oksijene elektrolizi üzerine deneyler yaparken bu sürecin geri çevrilebildiğini de fark etti. Bu teknolojinin potansiyelinden, gerçekten, tümüyle tam olarak ne zaman yararlanılabileceğini ise (çok yakın bir) gelecek gösterecektir.

 

Güneş enerjisi gittikçe daha fazla ilgi çekmekte

Yükselen fosil yakıt fiyatları güneş enerjisini daha çekici kılmakta – yeni fotovoltaik teknolojiler bina cephelerini küçük enerji santrallarına dönüştürmekte ve güneş enerjisinin kullanılmasına yönelik yeni büyük enerji santralları yeni eğilimi oluşturmakta.

 

Enerji uzmanları ve eğilim araştırmacılarının tavsiyesi: Bugün bir ev inşa ediyorsanız, pürüzsüz, düz bir dış sıva uygulamalısınız. Çünkü bu sayede, cephenin üzerine, daha sonra çok yorulmadan, esnek bir saydam folyoya benzeyen bir holografik fotovoltaik kaplama çekmeniz mümkün olacaktır.

 

Ve, yine uzmanlara göre, güneş pillerinin daha bugünden tezgâhlara çıkması gibi, bu gerecin de on yıl gibi kısa bir sürede yaygınlaşacağı tahmin edilmektedir.

 

Bu arada, güneş enerjisi kullanımı, sonbahar ve kış aylarında da kendini amorti etmekte: kışın ortalama bir günde güneş dünyaya ışınlarını aynı yeğinlikte (1.000 watt/m²) gönderir, yalnızca gündüzler daha kısa sürer. Bulutlu günlerde ise şu durum geçerlidir: güneş enerjisi santralları “dağınık” güneş ışınlarını da, yani bulutların yansıttığı ışınları da, enerjiye çevirebilir. Bu nedenle, bir ısıl güneş santralı, bulutlu bir günde, güneşli bir gündeki ışımanın yüzde 25’ine varan oranda ışın toplayarak bunu sıcak su üretiminde kullanabilmekte, ve sonuçta enerji maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayabilmektedir.

 

Lambayı kapatmak DOĞRU MU?!

Ancak, ışıkları kısa bir süre için söndürmeye değip değmeyeceği, kapatılmış lambayı tekrar açmanın daha çok elektrik harcayıp harcamayacağı veya ampullerin sık sık yakılıp söndürülmesinin ampul ömrünü kısaltıp kısaltmayacağı sorusu sürekli karşımıza çıkar.

 

Enerji tasarruflu lamba kullanmak

Enerji tasarruflu veya flüoresan lambaları çok sık açıp kapatmaktan kaçınılmasının öğütlenmesi, aşırı elektrik maliyetinden değil, daha çok, bunun lamba ömrünü kısaltmasından dolayıdır. Ancak, burada da iyileştirmeler yapılmıştır: Daha sık açıp kapamanın söz konusu olduğu süreçler için farklı enerji tasarruflu lambalar geliştirilmiştir. Bu lambalar anahtarın etkisine çok dirençlidir ve özellikle, koridorlar, merdivenler ve, yalnızca kısa sürelerle yakılıp söndürüldükleri, tuvalet, yüklük, kiler gibi mekânların aydınlatılmasına uygundur.

 

Lambaların açılıp kapatılmasında dikkat edilmesi gereken değerler

Anahtar etkisine dayanıklı olmayan enerji tasarruflu lambalar kullanıyorsanız (ki bunların fiyatları doğal olarak daha düşüktür), şu değerlere dikkat etmelisiniz: Lambanın açılıp kapatılması arasında en az iki dakika geçmelidir; hatta, lamba en az altı dakika açık kalmalıdır.

 

Pillerinizi dikkatli seçin!

CD çalar, dijital kamera gibi aygıtlar ve yüzlerce oyuncak çeşidi pilsiz çalışmamaktadır. Ancak, pil alırken, tercihiniz, üzerlerinde yazılı Longlife (uzun ömür), Energy (enerji), Power (güç), Super (üstün özellik) gibi sloganlardan etkilenmemelidir. Bunlar çoğunlukla pazarlama taktiği olarak kullanılmaktadır. Pil tipi çok daha önemlidir.

 

İki farklı teknoloji mevcuttur: çinko karbon ve alkalin. Çinko karbon pilleri satın almayın. Bu pillerin üretiminde kullanılan teknoloji eskimiştir. Fiyatları daha düşüktür ama ödenen paranın karşılığını vermezler. Bu durum zayıf performanslarından açıkça görülür. Bu piller “R6” veya “R6P” işaretini taşımaktadır.

 

Alkalin pillerin üzerinde “LR6” kısaltması yer alır. Bu piller daha uzun ömürlüdür ve çok daha yüksek performansları sayesinde, yüksek fiyatlarını kolayca amorti ederler.

 

Alkalin pil alırken, mutlaka tanınmış bir markaya yönelmeni gerekmez. Kullanılan üretim yöntemleri, markalı ürünlerle “markasızlar” arasında performans bakımından çok az hatta sıfır fark bulunacak şekilde geliştirilmiştir.

 

Doldurulabilir pil mi, tek kullanımlık pil mi?

Kullanılacakları aygıt tipine bağlı olarak, tek kullanımlık pil yerine doldurulabilir pil kullanılması da düşünülmelidir. Bu, özellikle, sık kullanılan ve çok elektrik tüketen oyunlar veya radyolar için geçerlidir.

 

Böylece büyük para tasarrufu sağlanabilir. Bu nikel-metal hibrit piller pahalıdır ama uzun süre kullanıldıklarında çok daha hesaplı oldukları kanıtlanmıştır.

 

Bununla birlikte, küçük miktarda elektrik tüketen aygıtlar (uzaktan kumanda, kablosuz fare veya klavye, flaş, vb.) için tek kullanımlık piller kullanılmalıdır.

Enerji tasarruflu ampuller kullanın

Uzun gecelerde uygun aydınlatma araçları kullanılarak elektrik tüketimi büyük ölçüde azaltılabilir. Bir evdeki ampullerin yalnızca üçte birinin değiştirilmesi bile yılda 250 TL’ye varan bir tasarruf sağlayabilmektedir.

 

Doğru enerji tasarrufu

Havaların ılık gitmesine rağmen ısıtmaya yine de gereksinim duymaktayız. Birçok kişi mülayim sıcaklıkları, kombileri kısmak veya hatta bazı odalarda radyatörleri veya sobaları kapatmak için bir fırsat olarak görmekte. Oysa bu, küf oluşumu riskini büyük ölçüde artırır.

Nemin küfleri bir mıknatıs gibi çektiği iyi bilinir. Ilık hava suyu soğuk havadan daha sıkı bağlar. Bu nedenle, görece hızlı bir soğuma sorunlara yol açabilir: Ilık hava soğuyunca, artık depolanamayan su çöker. Ve ılık hava, banyo gibi görece daha serin bir ortama girerse bu durum yoğunlaşmaya, yani su oluşmasına neden olur.

Isıtma maliyetlerini azaltmak isteyenler, bu fiziksel süreçleri göz önünde bulundurmalıdır. Küfün temizlenmesi/giderilmesi zahmetli ve aynı zamanda da çok masraflı bir iştir. Ancak bu, oda sıcaklığının, örneğin yatak odası gibi bazı odalarda görece düşük tutulmaması gerektiği anlamına da gelmez.
Genel olarak söylersek, şu odaların, belirtilen sıcaklık değerlerine ısıtılması gerekir: Oturma alanı ve mutfak: yaklaşık 20 derece; banyo: 21 derece; yatak odası: gündüz 18, gece 14-16 derece.

Çamaşır yıkarken elektrikten tasarruf edin

Ortalama bir ev ortamında, tüketilen sıcak suyun yaklaşık %25’i mutfakta kullanılmakta. Geri kalan %75 ise genellikle vücut bakımı için harcanmakta. Ev halkının bu konuda nasıl davranılması gerektiğini bilmesi durumunda her iki alanda da büyük miktarda enerji tasarrufu sağlanabilir.

 

Örneğin, tabakların bulaşık makinesine konulmadan önce sıcak sudan geçirilmesine gerek yoktur. Bu enerji savurganlığına yol açar ve, dahası, protein ancak soğuk suyla uzaklaştırılabilir. Bulaşık makinenizi daima tam dolduktan sonra çalıştırmayı unutmayın. Dolu bir makineyle yapılacak yıkama, yarısına kadar dolu bir makineyle yapılacak iki yıkamadan daha iyidir.

 

Vücut bakımında kullanılan sıcak su neredeyse her zaman bir termosifon içinde ısıtılmaktadır. Kullanılan su miktarı, istenilen konfor düzeyine ve bireysel alışkanlıklara bağlı olarak değişecektir. Ancak, genel olarak aşağıdaki tüketim değerleri geçerlidir:

Uygulama 
Günlük gereksinim
Duş
Banyo
Sıcak su (40°) 
30-50 litre/kişi
30-50 litre/duş
120-150 litre/banyo
Elektrik (kWh) 
1,0-1,7
1,0-1,7
4,2-5,2

 

Tablo açıkça gösteriyor: sıcak su tüketimi, duş yapılarak yıkanıldığında, banyodakinden üç ilâ dört kat daha düşük olmaktadır. Isı kaybını azaltmak ve kireç oluşumunu önlemek için, termosifondaki suyun sıcaklığının 60°C’ın üzerine çıkarılmaması gerekir. Termosifonun içindeki suyun gereksiz yere tekrar ısıtılmasını önlemek amacıyla, sıcak suyu gerektiğinden daha uzun süreyle akıtmayın.

 

Tek kollu veya termostatlı bataryalar büyük enerji tasarrufu sağlayabilmektedir. Bu ürünleri kullanırken sıcak ve soğuk su karışımını “elle” ayarlamanız gerekir. Önce soğuk suyu akıtın ve sonra gereken miktarda sıcak suyla karıştırın. Evinizde uzun bir süre kimse olmayacaksa, termosifonun elektriğinin tamamen kapatıldığından emin olun.

 

Önceden planlama, paradan tasarruf sağlar

 

Bir ev inşa etmeyi ya da evinizi baştan aşağı yenilemeyi planlıyorsanız, muhtemelen gerçekleştirmeyi arzu ettiğiniz birçok isteğiniz vardır. Aşırı yüksek maliyetlerle karşılaşmamak için, çok önceden plan yapmalısınız.

Yeni ve çekici olması gereken her şeyin illa pahalı da olması gerekmez. Birçok durumda, her şey önceden irdelenir ve hesaplanırsa, faturalar makul sınırlar içerisinde kalacaktır. Bu nedenle, mimarların, inşaat ustaları ve işçilerin, ne yapılacağını tam olarak bilmeleri gerekir.
Bu yüzden, inşaat sahipleri en kısa sürede bir istek listesi hazırlamalı ve bunu yaparken bağımsız uzmanlardan görüş almalıdırlar. Çünkü, inşaata başlandıktan sonra değiştirilecek her şey ek bir maliyet demektir.

Isıtmayla başlarsak: Merkezi ısıtma mı, bireysel ısıtma mı? Yerden ısıtma mı, çinili soba mı? Belki de depolu bir elektrikli ısıtıcı seçmeniz gerekir. Seçimlerinizi yaparken, hangi ısıtma sistemi olursa olsun en az 20 yıl dayanması gerektiğini unutmayın.

 

Su ve elektrik hatlarının kesinlikle çok daha uzun bir ömre sahip olması beklenebilir. Bu konuda plan yaparken, mutfak, banyo ve tuvalet dışında hangi mekânlarda su musluğu bulunacağına karar vermelisiniz. Sıcak su için şofben kullanmak hesaplı ve ekonomik olur mu? Yoksa bağımsız elektrikli termosifonlar seçip bunları kullanılacakları muslukların yakınına kurdurmak mı daha uygundur? Elektrik şirketiniz, hangi tip sistemleri kullanabileceğinize, bunların montaj ve işletim maliyetlerine ilişkin bilgileri size seve seve verecektir.

Ayağınıza takılacak tuzaklardan sakının!

Oturma odaları, mutfak ya da hobi odasında yeterli sayıda priz bulunmadığını fark ettiğinizde çoğu kez iş işten geçmiş olur. Bu nedenle uzmanlar, prizler konusunda cimri olmamanızı salık vermektedirler. Tesisattaki bir eksikliğin sonradan tamamlanması çok can sıkıcıdır, çünkü devreler duvarların içinden geçer, yani, her yeni priz için sıvanın kaldırılması gerekecektir. Yeni elektrik bağlantıları için kullanılacak çoklu prizler ve uzatma kabloları ise oldukça büyük tehlikeler yaratır, çünkü: birincisi, elektrik devrelerinin aşırı yüklenmesine neden olabilirler, ikincisi de, döşemenin üzerindeki uzun, kıvrılmış kablolar kaymanıza veya ayağınızın takılmasına yol açabilir.

Panel ısıtma – Oda duvarlarından gelen sağlıklı sıcaklık

Panel ısıtma, insanın kendini iyi hissedebilmesinin en kestirme yolu olan az ödeyip çok ısınma hayalini gerçekleştiren sistemdir. Ve, oluşan daha düşük akımlı sıcaklık sayesinde, mekânın tozsuz ve yumuşak bir şekilde ısınmasını da sağlamaktadır.

22°C gerçekte 24 dereceden daha sıcak olabilir. Isıtılan bir odanın gerçekte içeridekilerce tam olarak ne kadar sıcak bulunacağını, hava sıcaklığı ve duvarların sıcaklığı arasındaki etkileşim büyük ölçüde etkiler. Burada geçerli olan şudur: hava sıcaklığı ile yüzey sıcaklığı arasındaki fark ne kadar azsa, içerideki sıcaklık o kadar daha rahatlatıcı ve sıcak gelir.

Panel ısıtma, en yüksek iyi hissettirme faktörünü sunar. Daha az toz oluşturan paneller, sıcaklıklarını daha yüksek bir ışınım oranıyla yayarlar. İç sıcaklıkların kişilerce algılanan ve nesnel olarak biraz daha düşük olan tatlı sıcaklık duygusunun, ısıtma maliyetlerine de bir etkisi olmaktadır: panel ısıtma enerji tasarrufuna yardımcı olur. Yerden ısıtma gibi, bu sistem de 30 ile 45°C arasındaki su sıcaklıklarıyla yetinir. Bu nedenle, panel ve yerden ısıtma, termal güneş donanımları veya elektrikli ısı pompaları ile birlikte kullanılmaya özellikle uygun yöntemlerdir. Karşılaştırırsak: radyatörlü ısıtma 60 derece civarında sıcak su gerektirmektedir.

Panel ısıtma mı, yerden ısıtma mı?

Panel ısıtma sistemleri yerden ısıtma sistemlerinden daha ucuza satılmaktadır. Sıcaklığın ortam içinde eşit dağılmasını sağlayabilmek için, yerden ısıtma sisteminde tüm döşeme yüzeyinin altına ısıtma boruları döşemek gerekir. Panel ısıtmada ise çok daha küçük bir yüzey ve daha az sayıda ısıtma borusuna gerek vardır. Yerden ısıtmanın en büyük avantajı aynı zamanda panel ısıtmanın da en büyük dezavantajıdır: yerden ısıtma, radyatörlü ısıtmayla karşılaştırıldığında da, en az yaşam veya duvar alanını işgal etmekteyken, panel ısıtma sistemi mekân tasarımı üzerinde sınırlamalar yaratabilmektedir: mobilyaların panel ısıtma yüzeylerinin önüne yerleştirilmemesi gerekir. Isıtma borularının hasar görme riski nedeniyle, duvarlara delik açarken de dikkatli olunmalıdır.

 

Panel mi, yerden ısıtma mı kararını vermek sonunda kişisel bir zevk meselesidir. Her durumda, pratik bir çözüm iki sistemin birlikte kullanılması olur. Bizim tavsiyemiz: Zemini karo döşeli mekânlarda yerden ısıtmayı seçmelisiniz, çünkü diğer yöntemde karolar yüzünden mekân kışın rahatsız edici derecede serin olabilir.

 

Yeri gelmişken, panel ve yerden ısıtma sistemleri arasındaki etkileşim uzun bir geçmişe sahiptir: ta Eski Roma çağından beri, bu bileşim, bina ısıtmasında varılabilecek en son nokta olarak düşünülmekteydi. O dönemde duvarlar sıcak hava ile ısıtılıyordu. İlk sıcak sulu panel ısıtma sistemi 1910 yılında İngiltere’de kullanılmaya başlandı. Su sisteminin avantajı, panel ısıtma hanesine bir artı puan daha yazdırmaktadır: yaz aylarında, soğuk su, daha düşük maliyetli, çevre dostu ve keyif verici bir bina soğutması sağlar.

 

Bekleme (Stand-by) Modundan Kaçının

 

Video, bilgisayar, televizyon, faks, cep telefonu, yazıcı, CD çalar vs. bulunmayan ev yok gibidir. Ve bu cihazların çoğu normal olarak gece gündüz elektriğe bağlı durumdadır. Bunların bekleme anahtarları sürekli bir elektrik tüketimine neden olmakta, bu da pek önemsenmemektedir.

 

Sessiz ve derinden gerçekleşen bu “minik elektrik tüketiminin” üst üste toplandığında ne denli hızlı büyüdüğüne inanmak güçtür. 60 vatlık bir ampulün elektrik harcamasına ulaşmak hiç de uzun sürmez. Üstelik bu yalnızca kısa süreli elektrik tüketimi durumunda gerçekleşendir. Gerçekte ise, çoğu cihaz yirmi dört saat bekleme modunda elektrik tükettiği için durum daha da vahimdir!

 

Şimdi birçok kişi hemen itiraz edecektir: Bekleme modundaki bir televizyon yaklaşık 10 vat (yani 0,01 kilovat) elektrik harcarmış ha? Çok komik! Ancak, daha yakından incelendiğinde fark edilecektir ki, bir cihaz günde 20 saat (ve yılda 365 gün) bekleme modunda tutulduğunda, tüketilen enerji miktarı yalnızca o cihaz için, 70 kilovat saat gibi büyük bir rakama ulaşmaktadır!

Bekleme modundaki tüketime birkaç örnek:

 

Cihaz kWh/Yıl Kullanım
PC + renkli monitör 100 5 saat/gün, 220 gün
Mürekkep püskürtmeli yazıcı 12 8 saat/gün, 220 gün
Lazer yazıcı 120 8 saat/gün, 220 gün
Fotokopi cihazı 120 8 saat/gün, 220 gün
Faks makinesi 100 24 saat/gün, 365 gün
Telesekreter 26 24 saat/gün, 365 gün
Cep telefonu 26 24 saat/gün, 365 gün
Renkli TV 70 20 saat/gün, 365 gün
Uydu alıcısı 90 24 saat/gün, 365 gün
Müzik seti 100 20 saat/gün, 365 gün
Video 100 23 saat/gün, 365 gün
Kasetçalar 8 23 saat/gün, 365 gün
Radyolu çalar saat 8 23 saat/day, 365 gün
40 litrelik akvaryum 350 24 saat/gün, 365 gün

 

Bir cihaz satın alınırken, bekleme modu tüketim değerinin yüksek olmasının büyük farklar doğuracağı akıldan çıkarılmamalıdır. Bazı cihazlarda bir elektrik tasarruf modu bulunur. Ayrıca, uzunca bir süre (tatil, uzun seyahatler, vs.) kullanılmayacak cihazların düğmesinden kapatılması gerekir. Pratik bir çözüm olarak, anahtarlı uzatma kabloları satılmaktadır. Böyle bir kablo kullanıldığında, o kabloya bağlı tüm cihazların elektriği aynı anda kesilebilmekte ve bekleme moduna girmeleri önlenmektedir.

 

Yemek pişirirken enerjiden tasarruf edin

 

En kısa pişirme süreleri ve buna bağlı olarak da en düşük elektrik tüketimi, elektrikli pişirme kapları kullanılarak sağlanabilir. Bunlar ocak gözünün tamamını örtmelidir. Cam seramik pişirme gözlerini kullanırken, ısıtılan yüzeyin de pişirme kabının tabanıyla aynı büyüklükte olması gerekir.

 

Yemek pişerken pişirme kabının kapağı her zaman kapalı olmalıdır. Kapak kullanmamak enerji tüketimini iki hatta üç katına çıkarabilir. Ocak gözü ancak, tencere veya tava ocağa oturtulduktan sonra çalıştırılmalıdır. Otomatik ön ısıtma işlevine sahip elektrikli ocaklar kullanılırken pişirme süreci kesintisiz olarak sürdürülmelidir. Ön ısıtma aşaması tamamlanınca, geri kalan pişirme süresi için yüksek güç ayarı otomatik olarak azaltılacaktır.
Elektrikli ocak gözleri kapatıldıktan sonra ısılarını beş on dakika daha koruyabilirler. Yemeğin altı erken kapatılarak bu “artık ısı”dan maksimum düzeyde yararlanılmalıdır.

 

 

Fırın içindeki enerjiden tasarruf edilmesi

 

Üst ve alt rezistanslarla donatılmış fırınlarda beyaz tepsi kullanılması uygun değildir. Seramik tabaklar fırında kızartma veya pişirme süresini uzatır. Koyu renkli veya emaye metal tepsiler yemek pişirme süresini kısaltır. Fırının içindeki artık ısının kullanılması ile de enerji tüketimi %20 oranında düşürülebilir.

 

Yeterli alan varsa, fırın aynı anda hem fırında pişirme, hem fırında kızartma hem de fırında yemek pişirme için kullanılabilir. Üstten ve alttan rezistanslı fırınlarda, fırının tüm iç hacmi doluncaya kadar çeşitli yemek pişirme kapları üst üste yerleştirilebilir. Konveksiyonlu fırın kullanılıyorsa, pişirme kapları yan yana ya da üst üste konulabilir.

 

Bilgisayarla elektrik tasarrufu

 

Bekleme modunda enerjiden tasarruf edin
Ayrıca, bilgisayarlar ve tüm çevresel aygıtlar, mümkün olan en az miktarda enerji tüketilecek şekilde kullanılmalıdır. Bazı kişisel bilgisayarlar (PC), görece kısa bir süre kullanıldıkları halde bütün gün ya da saatlerce çalışır durumda bırakılmaktadır. Bu da elektrik faturasını kabartır. Enerjiden tasarruf etmenin en kolay yolu bilgisayarın enerji tasarruf işlevini etkinleştirmektir. Bu işlev, kısa bir süre kullanılmadıkları durumda, monitör veya sabit disk gibi bireysel sistem bileşenlerini devre dışı bırakır. Uzunca molalardan önce aygıt mutlaka bekleme (stand-by) moduna alınmalıdır. Bu mod elektrik tüketimini %80’e vara oranlarda azaltabilmektedir.

 

Anahtarından kapatılan aygıtlar da elektrik tüketebilir

 

Bir çözüm bilgisayarı tamamen kapatmaktır (shut down). Ama lütfen unutmayın: Anahtarından kapatılmış bir kişisel bilgisayar da elektrik tüketir! Masaüstü ya da defter/dizüstü bilgisayarın tümleşik veya harici güç besleme birimi normal durumlarda, prize takılı olduğu sürece elektrik kullanmaya devam eder. Bilgisayar tamamen kapatılsa bile bu durum sürebilir. En iyi çözüm: Fişi çekin! Hatta daha da iyisi: Anahtarlı bir uzatma kablosu kullanın. Bu çözüm, monitör, yazıcı veya tarayıcı gibi çevresel aygıtlar için de geçerlidir.

 

Gizliden gizliye elektrik harcayan aygıtlara dikkat edin

Bunlar, sunucular ve Internet’e erişmekte kullanılan modemler gibi araçlardır. Bilgisayar kapatılınca bu aygıtların da kapatılması gerekir. Bu sayede elektrik giderlerinizde yılda 35 TL’ye varan bir düşüş sağlayabilirsiniz.

 

 

 

İlgili Diğer Yazılar

error: